5 Ağustos 2009 Çarşamba




http://www.abeautifulrevolution.com

14 Mart 2009 Cumartesi

Gelişmek..Ama Nasıl ??


Financial Times'da rastladığım aşağıdaki makaleyi defalarca okudum,sorguladım..
Ve üzerinde düşünmeye değer bulduğum için paylaşmak istedim..
Verimli, inovatif yine rekabet dolu ancak daha insancıl ve sosyal bir kapitalist düzen dileğiyle..

"What is progress?

The Organisation for Economic Co-operation and Development has been asking this question for some time and the current crisis makes it imperative to find an answer.
According to the Anglo-Saxon Enlightenment, progress means the reduction of misery and the increase of happiness. It does not mean wealth creation or innovation, which are sometimes useful instruments but never the final goal. So we should stop the worship of money and create a more humane society where the quality of human experience is the criterion.
Provided we pay ourselves in line with our productivity, we can choose whatever lifestyle is best for our quality of life.
And what would that involve?
The starting point is that, despite massive wealth creation, happiness has not risen since the 1950s in the US or Britain or (over a shorter period) in western Germany. No researcher questions these facts.
So accelerated economic growth is not a goal for which we should make large sacrifices.In particular, we should not sacrifice the most important source of happiness, which is the quality of human relationships – at home, at work and in the community. We have sacrificed too many of these in the name of efficiency and productivity growth."
.
..........................................
"We do not want communism – as research shows, the communist countries were the least happy in the world and also inefficient.
But we do need a more humane brand of capitalism, based not only on better regulation but on better values.
Values matter and they are affected by our theories.
We do not need a society based on Darwinian competition between individuals.
Beyond subsistence, the best experience any society can provide is the feeling that other people are on your side.
That is the kind of capitalism we want."


Yazının tamamı;
Now is the time for a less selfish capitalism
- By Richard Layard

28 Şubat 2009 Cumartesi

Yıllara yaşam katmak için..


"Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var; daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz; daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var, daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.

Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok
geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz. Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.

Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık. Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmamak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik. Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık. Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik. Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz. Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz. Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.

Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız. Öyle bir zaman ki teknoloji bu yazıyı size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.

Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen "an" ların sayısıyla ölçülür”


Yukarıdaki mail yaklaşık 2 hafta önce bana ulaşmıştı..
Metin Amerikalı bir stand-up'çı olan George Carlin'in 9-11 saldırısından/eşinin ölümünden ?? sonra yaptığı bir konuşma olarak lanse edilse de biraz araştırma yaptığımdan asıl sahibinin
Dr. Bob Moorehead olduğunu öğrendim ( umarım bu bilgi doğrudur )
"Günümüzün Paradoksu"..

Çok gerçekçi bulduğum,üzerinde düşündüğüm ve düşünmemiz gerektiğine inandığım için paylaşmak istedim..

"Yıllara yaşam katmanız" dileğiyle