15 Şubat 2008 Cuma

2008'de trendsiz kalmayınnn..


Dünyanın en büyük reklam ajanslarından biri olan ve marka yaratma - yaşatma tecrübesi 1864 yılına kadar dayanan JWT son birkaç senedir dikkat edilecek trendler listesi hazırlıyor.
Bu liste sene başlarında pazarlama ve reklam yöneticileri ile paylaşılıyor ve o yılın " yükselen değerleri" belirleniyor.
2008 için 80 trend belirlenmiş..

Liste Türkiye'de genelde " 2008 yılında bekar erkekler seks istemeyecek " başlığı altında yayınlanmış olsa da çok daha önemli noktalar var tabii ki !

Listedeki tüm terim ve kavramlara hemen adapte olmak oldukça zor ve bazıları daha detaylı düşünme + bilgi gerektiriyor..

Ancak "meteroseksüel erkek" kavramıyla bizi tanıştıran bu ajasın 2008 trendleri içinde yer alan "Nollywood", "De-teching" , "Mobulimia", "Musicovery" gibi kavramları da pek yakında hayatımıza sokacağından eminim..

Buyrun size liste..

1- DJ Tiesto
2- Afrika (yabancı yatırım ve gelişme)
3- Antibiyotik çarpması
4- Hazır evlilik
5- Pekin 2008
6- Çevreci hareket rengi yeşilin, yerini maviye bırakması
7- Beyin egzersizleri
8- İngiliz oyuncu Keira Knightley
9- Karbon vergisi
10- Çinli engelli koşucu Liu Xiang
11- Klasik müzik sanatçısı Gustavo Dudamel
12- İklim gezmesi
13- Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy
14- Eskilerin tekrar tekrar gündeme gelmesi (Indiana Jones, The Cure vs)
15- Kooperatif tüketim
16- Oturma odasında geçirilen zamanın artması
17- Ülkelerin markalaşması (Umman, Endonezya vs.)
18- Tasarımcı Philip Lim
19- De-teching (teknolojiden arınma
20- DNA temelli egzersiz
21- E-clutter (elektronik çöp yığını) ve e-clutter danışmanları
22- Ekolojik yorgunluk
23- E-mail etiketleri
24- Facebook intiharları
25- Moda markası Vena Cava
26- Yabancı hükümetlerin ABD şirketlerinde artan yatırımları (Çin, Birleşik Arap Emirlikleri)
27- Game 3.0 (kullanıcılar tarafından üretilen global oyun evreni)
28- Google Android
29- Gossip Girl dizisi
30- GPhone (akıllı mobil telefon)
31- Yeşil düğünler
32- Sex and the City'nin sinema filmi
33- Hibrid taksiler
34- Hip-hop retro çocuklar
35- Hedge fon müdürlerinin zorunlu mütevazılaşması
36- Hintli aktris Deepika Padukone
37- Entelektüel lüks
38- 'İçindekiler'e dikkatle bakılması
39- Japon tasarımları (Tsumori Chisato,Uniqlo, Muji vs.).
40- Yeni statü aksesuarları olarak mutfak aletleri
41- Lifestyle belirleyicileri
42- Rujun dudak parlatıcısının pabucunu dama atması
43- 'Sekse hayır' diyen bekâr erkekler
44- Mobil teknolojinin patlaması
45- Mobulimia (teknolojik cihaz bağımlılığı)
46- Kayıtlı müziğin farkındalık yaratmak için kullanılıp konser ve diğer mecralardan para kazanılması
47- Musicovery (moduna göre müzik)
48- Myanmar
49- Nollywood (yükselen Nijerya sineması)
50- Ukrayna ve diğer Doğu Bloku ülkelerine outsourcing
51- Pakistanlı politikacı Benazir Butto
52- Pantone 18-3943 (Renk otoritesi Pantone, 2008 yılının rengini blue iris olarak belirlemiş)
53- Ofise getirilen evcil hayvanlar
54- Prius evler (çevreci evler)
55- Radikal şeffaflık
56- Radiohead tekrarları (kendi müziğinin fiyatını kendin belirle)
57- Geri dönüşümün modada kullanılması (Nau, Gary Harvey vs.)
58- Yeni bencillik: Bensizlik
59- Online yüksek eğitim
60- Shiny Toy Guns müzik grubu
61- Mangadan esinlenen kıyafetler
62- Beklenmedik yerlerde kayağa gitmek (Kaşmir, Japonya, Rusya, Kore)
63- Skype üzerinden seks
64- Akıllı arabalar Amerikan şehirlerinde...
65- SNS (social network service-sosyalleşme siteleri) marka grupları
66- Şarap yerine tekila
67- Staycation (Corner Gas isimli Amerikan televizyon dizisinde yaratılmış bir kavram olan 'staycation', evde tatil yapmak anlamına geliyor. Bir başka deyişle, insanın çalıştığı şirketten yıllık izin alıp, bu izni evde geçirmesi)
68- Sturking (Sosyal ağ sitelerinde kullanılan bu yöntemle, kafaya taktığınız kişinin bütün arkadaşlarını ve bütün arkadaşlarının da bütün arkadaşlarını teker teker inceliyorsunuz)
69- Amerikalı jimnastikçi Shawn Johnson
70- İspanyol aktör Javier Bardem
71- The N-11 (Goldman Sachs yatırım bankasının 'next eleven', yani 'geleceğin 11'i' adını taktığı, yatırım ve gelişme açısından gelecek vaat eden ülkeler. Bu ülkeler Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Meksika, Nijerya, Pakistan, Filipinler, Güney Kore, Türkiye ve Vietnam olarak sıralanıyor)
72- Mobil ekranın televizyon ekranının yerini alması
73- Trans-ertainment
74- Amerika seçimleri
75- Vekâleten tüketim
76- Video Oyunları Olimpiyatı
77- Sanal hediye
78- Genç internet yapımcısı olma özentisi (Mark Zuckerberg taklitleri)
79- Zayıf dolar-güçlü avro
80- Aldatan kadınlar

9 Şubat 2008 Cumartesi

Sizin tavan yüksekliğiniz ne kadar ?



Uzun seneler önce okuduğum ve geçenlerde tekrar karşıma çıkan bir deney var..

Insanın okudukları yaşadıkları ile zamanla şekillenir ya, bu sefer çok etkilendim bu deneyin sonuçlarından ve sonuçtan çıkartılması gereken dersten..

Kendimi ve çevremdeki bir çok insanı pirelerle özdeşleştirebildiğim için muhtemelen :)

Özet olarak bu deneyden çıkartabileceğimiz sonuçlara gelirsek ;

•İş ya da özel her zaman her konuda ve yaşanan her sorunda bir çıkış yolu olmasına rağmen kendi yarattığımız çemberin içine hapsolup kendimizi ve hayellerimizi sınırlamayalım..

•İnsanlar tecrübeleri ve inandıklarına denkse, yapabileceklerimiz düşündüklerimiz kadarsa,düşünce dağarcığımızı asla sınırlamayıp, tecrübelerimizin bize engel olmasına müsade etmeyelim..

•Ve en önemlisi gelebileceğimize inandığımız en üst nokta cam tavanımız ise, onu olabildiğince yüksek tutmaya bakalım..

Herkese daha özgür ve engelsiz günler dileğiyle..

Buyrun size deneyin detayları ;

Cam Tavan – Pire Sendromu

Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.

1 avuç pire toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.

Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ancak tavandaki cama çarparak düşerler.

Zemin sıcak olduğu için tekrar zıplarlar ve tekrar cama çarparlar.

Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.

Defalarca cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.

Artık hepsinin 30 cm’den az zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır...( iş burada başlıyor !! )

Zemin tekrar ısıtılır.

Tüm pireler eşit yükseklikte, yine 30 cm’e kadar zıplarlar!

Bu sefer üzerlerinde cam engel yoktur ve daha yükseğe zıplayıp aslında fanustan çıkma fırsatları vardır ancak buna hiç cesaret edemezler.

Cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı ‘hayat dersi’ne sadık halde yaşamaya devam etmeyi seçerler.

Kaçamazlar.

Çünkü engel artık zihinlerindedir.


Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.

Bu pirelerin yaşadıklarına ‘cam tavan sendromu’ denir.

1 Şubat 2008 Cuma

Söz..


Seth Godin diyor ki ;

“ Pazarlama, sözleri vermek ve onları mutlaka yerine getirmektedir.”

Hayatın her noktasında gerçekleştirebileceğimizin üzerinde sözler vermek fazlasıyla kolay..

Verilen sözleri biraz yontup, beklentinin aynısı olmasa da ona çok yakın olanı sunmakta ne zarar olabilir ki, kim farkeder ki ? Sakın demeyin !!
Beklentiyi karşılayamamak hayal kırıklığı yaratır ve beklentileri karşılanmayan, aldığı sözler tutulmayan kişi hele bir de müşteriniz ise bunu mutlaka farkederrr..

Bir çok şirket müşterilerine sözler veriyor..
Sözlerini yerine getirebilmek için potansiyellerinin çok üzerinden çalışmak zorunda kalabiliyor..
Ancak bu çalışmalar sonucunda, verdikleri sözü tutamıyor ve sadece çok yaklaşabiliyorlar.. Yani boşuna harcanan zaman, bütçe ve emek...
Ve tabii mutsuz müşteriler..

Eğer satış yapmak için gerçekleştiremeyeceğiniz bir söz veriyorsanız, buna sakın zahmet etmeyin..
Tam tersi makul davranarak beklentilerin ya da verdiğiniz sözlerin üzerinde bir sonuç yaratın ki, karşılığında %100 müşteri memnuniyeti sağlayın..


Bunun sonucunda olumlu geri dönüşlerin hem size hem de müşterinizin çevresine ne kadar hızla yayıldığına inanamayacaksınız !!

İnanmak için bunu hemen kendin üzerinizde deneyin..
Müşteri olduğunuzu ve beklentinizin üzerinde ürün, hizmet almayı ne kadar sevdiğinizi, bunu başaran kişi - kurumlara nasıl gönül bağı ile bağlandığınızı mutlaka farkedeceksiniz..