25 Mart 2008 Salı

Hızlı Yaşamak - mı ?



Diesel’in “ Hızlı Yaşa “ temalı son reklam kampanyası yüzümde normal sayılamayacak tuhaf bir gülümseme yarattı, beğendim, düşündüm...

Koşarken rujunu tazelemeye çalışan bir kadın..
Bir müzeyi son sürat koşarak gezip bir yandan fotoğraf çekmeye çalışan turistler..
Ya da kilisede dua ederken spor yapan bir adam...

Dikkat çekici olması ve ses getirmesi adına tema ekstrem örneklerle resimlenmiş olabilir ancak, aynı anda gerçekleştirdiğimiz eylemler farklılık gösterse de bir çoğumuz dikkatli dönüp baktığımızda karelerde kendimizden bir parça görebiliriz bence...

Hayat o kadar hızlandı, yapılacaklar o kadar çok arttı ve zamanımız o kadar kısıtlandı ki genelde aynı anda 1’den fazla iş yapmaya çalışıyor ve bunun zamanımızı daha verimli kullanmamızı sağlayacağını düşünüyoruz..
Eylemleri nasıl verimsizleştirdiğini hiç durup düşünmüyoruz bile..

Müzeyi son sürat gezmek ve bir yandan fotoğraf çekmeye çalışmak ??
Her 2 eylem de verimsizleşmedi mi ?
Ne gördüklerimizi anlayabilir ne de çektiğimiz resimleri birşeye benzetebiliriz sonuçta..
Tamam, eskiden olduğu gibi bir tablo ya da heykel önünde saatlerce vaktimizi geçiremeyebiliriz belki ama zaman kısıtından dolayı herşeyi bir arada yapmaya çalışırsak elimizdeki sonuç muhtemelen bizi hiç tatmin etmeyecektir..

Hem özel yaşantımızda hem de işimizde genellikle böyle değilmiyiz ?
Arkadaşlarla iş çıkışı yemek yerken ertesi gün yapacağımız ve bizi bekleyen işleri düşündüğümüzden o andaki vaktimizi verimli değerlendirip sohbetten keyif alamıyoruz..
Aynı anda-mecburen- bir çok işi yapmaya çalışıp gün sonunda evimize dönerken o gün neler yaptığımızı tam olarak hatırlamıyoruz..
Elimizde olan önemli bir projeyi sonuçlandırdığımızda çoktan yeni bir projeye giriştiğimiz için başarının keyfini süremiyoruz..

İşin ironik olan kısmı bunu düşünecek vaktimiz dahi olmaması ve bu vakti yaratmaya ihtiyaç duymuyor oluşumuz !!

Hayatın hızlanmış ve her geçen gün daha da hızlanıyor olması bizi zamanımızı verimli kullanmaya itse de ( biz verimli olduğunu düşünüyoruz ) yaşam kalitemizi düşürüyor..
Git gide daha aceleci ve hiçbir şeye yetişemeyen bireylere dönüşüyor, mutsuz oluyoruz..

Hiç koşarken ruj sürülür mü ?
Dua ederken spor yapılır mı ?
Yemek yerken kitap okunur, telefonla konuşurken aynı anda e-mail cevaplanır mı ?

Amaç eylemleri gerçekleştirmek ve bundan fayda sağlamak mı, yoksa yapmış olmak için yapmak mı ?

Geleni yaşamak değil, öncelikle geleni karşılamak, sindirmek, üzerinde düşünmek ve sonrasında yaşamak gerekiyor bence..

Bu noktada 1 dakikalığına bile olsa durmakta, düşünmekte ve daha sağlıklı zaman planlaması ile – mümkünse eylemleri birleştirmeden – yaşamaya çalışmakta fayda olabilir..

Daha kaliteli günler dileğiyle..

Hiç yorum yok: